
Altyapımızdan yetişip, 1982-1992 yılları arasında Çubuklu formayı büyük bir gururla terleten; sadece parkede değil, 90’lı yıllarda üstlendiği Genel Menajerlik göreviyle de kulübümüze büyük emekler veren kıymetli büyüğümüz Hakan Artış (@hakanartis9 ) agabeyimizin kaleminden Fenerbahçe sevgisi… ✍️💛💙
“Fenerbahçeyi sevmek, çoğu zaman mantıkla açıklanamaz. Bu sevgi bir başarı hesabı değildir; kupaların sayısıyla artmaz, mağlubiyetlerle azalmaz. O, insanın içine bir kez düştü mü çıkmayan bir histir. Ben Fenerbahçeyi karşılıksız seviyorum; çünkü bu sevgi kazanırken de kaybederken de aynı kalır.
Fenerbahçe, yalnızca bir spor kulübü değildir. Bir duruştur, bir kimliktir. Sarı lacivert renkler, sadece bir forma değil; çocukluk anıları, aileden miras kalan hikâyeler, tribünde atılan ilk tezahürattır. Küçük yaşta kalbe düşen bu sevda, zamanla insanın karakterine dönüşür. Haksızlığa karşı durmayı, umudu kaybetmemeyi, her şeye rağmen ayakta kalmayı öğretir.
Bazen çok bekleriz. Bazen “bu sene bizim sene” derken hayal kırıklığı yaşarız. Ama Fenerbahçeli olmak, tam da bu sabrı taşımaktır. Her yenilgiden sonra yeniden inanabilmektir. Çünkü Fenerbahçe sevgisi, sonuca bağlı bir çıkar ilişkisi değil; koşulsuz bir bağlılıktır.
Karşılıksızdır bu sevgi. Fenerbahçe bize her zaman mutlu sonlar vaat etmez. Ama bize ait olma duygusu verir. Aynı renkler altında milyonlarla aynı sevinci, aynı hüznü paylaşmayı sağlar. Bir golde sokaklara dökülmek, bir yenilgide sessizce başını öne eğmek ama ertesi gün yine gururla formayı giymektir.
Fenerbahçeyi sevmek, vazgeçmemeyi seçmektir. Ne olursa olsun “yarın yine Fenerbahçe” diyebilmektir. Çünkü bazı sevgiler karşılık beklemez. Fenerbahçe sevgisi de onlardan biridir. Ve belki de bu yüzden bu kadar gerçek, bu kadar derindir.”

