O, sadece bir oyun kurucu değil; İstanbul’un parkelerinde bir dönemin en büyük şahidiydi.
Fenerbahçe’nin Avrupa basketbolunun zirvesine ambargo koyduğu o görkemli yılların temelleri atılırken, başrolde o vardı. Sakatlığın en karanlık günlerinde pes etmeyen, Ülker Arena’da Real Madrid’i süpürürken fırtınanın kalbinde yer alan ve Obradovic’in ‘zihin oyunlarını’ en yakından deneyimleyen bir isim… Ricky Hickman, sarı-lacivertli formayla geçen unutulmaz günlerini, kalplerin kırıldığı finalleri ve sarı-lacivertli formamızla geçirdigi yılları Salon Tribünü ekibinden Erdi Tiran ve Baran Arslan’a anlattı. Nostalji, hüzün ve büyük bir başarı hikayesi sizi bekliyor.

Kaynak: Eurohoops
• Her büyük hikayenin bir başlangıcı vardır. Senin basketbol yolculuğun nasıl başladı ve eline topu ilk aldığında en büyük idolün ya da ilham kaynağın kimdi?
Basketbol oynamaya yaklaşık 7 yaşındayken başladım. Mahalledeki bütün arkadaşlarım basketbol ve Amerikan futbolu oynardı. Annem ve babamla küçük bir evde yaşıyorduk; bir basketbol potası alacak durumumuz yoktu, bu yüzden ne zaman oynamak istesem geri dönüşüm kutusuna şut atardım. Büyürken büyük bir Michael Jordan hayranıydım.
• EuroLeague’de herkesin tanıdığı bir isim olmadan önce Romanya, Finlandiya, Almanya ve İtalya’da oynadın. Geriye dönüp baktığında, daha küçük liglerde geçen o ilk yılların karakterini ve oyununu nasıl şekillendirdiğini düşünüyorsun?
O ilk yıllar bana mütevazı olmayı ve çalışma disiplini kazanmayı öğretti. En üst seviyede olmayan ülkelerde veya takımlarda bulunmak; daha iyi olma ve daha çok çalışma azmi kazanmamı sağladı.
• Maccabi Tel Aviv’e transferin kariyerin için bir dönüm noktasıydı. Real Madrid’e karşı zorlu bir play-off serisiyle noktalanmış olsa da, oradaki ilk sezonuna dair en sevdiğin anıların neler?
Maccabi’deki ilk yılımı çok sevmiştim. Oradaki yaşam tarzının ve insanların, kendimi evimdeymişim gibi hissettirdiğini düşünüyordum. Avrupa’daki kariyerimde ilk kez, yaz tatili geldiğinde eve dönmek istememiştim.
• 2013-2014 sezonu Maccabi Tel Aviv takımı adına efsaneydi. Milano’ya karşı oynadığın Play-off serisindeki performansın tam bir ‘masterclass’ (ders niteliğinde) idi. O Maccabi takımını bu kadar özel kılan ve sonunda sizi EuroLeague kupasına götüren ‘X-faktörü’ neydi?
Euroleague finalini kazanan o Maccabi takımındaki tüm takım arkadaşlarım benim için gerçekten çok özeldi çünkü takım olarak birbirimize her anlamda çok yakındık. Daha önce hiç bu kadar güçlü bir bağ deneyimlememiştim.

• Milano’daki Final Four’a girerken; CSKA ve Real Madrid gibi devleri arka arkaya devirebileceğinize gerçekten inanıyor muydunuz? O iki geceye dair en çok neyi hatırlıyorsun?
Eğer CSKA’yı geçebilirsek Real Madrid’i yenebileceğimizi biliyordum. Hepimiz Madrid karşısında onlarla eşleşebilecek gücümüzün olabildiğini hissediyorduk. CSKA karşısında yarı finalde aldığımız o unutulmaz galibiyet kilit noktaydı ve o maçı kazanma şeklimizden sonra, bunun bizim kaderimiz olduğunu artık hissetmiştik.

• Aynı yıl EuroLeague’in en iyi ikinci beşine (All-EuroLeague Second Team) seçildin. Resmen Avrupa’nın en elit oyuncularından biri olarak kabul edilmek nasıl bir duyguydu?
Takdir edildiğimi hissettim; koçların ve herkesin beni Avrupa’da elit bir oyuncu olarak görmesi beni çok mutlu etmişti. EuroLeague’in en iyi kadrolarına seçilmek (All-EuroLeague) her zaman hedeflerimden biriydi ve bunu başardım.

• 2014 yılında, büyük bir dönüşümün yaşandığı bir dönemde Fenerbahçe’ye katıldın. Malaga maçındaki o talihsiz sakatlığa kadar harika bir sezon geçiriyordun. Takımın Final Four’da savaşırken kenarda kalmak senin için zihinsel olarak ne kadar zordu?
O sakatlık oyunculuk hayatımın en zor anlarından biri olduğunu soyleyebilirim fakat Fenerbahçe’deki bütün takım arkadaşlarım bunun üstesinden gelmemi sağladılar. Benimle her zaman ilgilendiler ve beni sürekli kontrol ettiler ve her zaman sahada hâlâ takımın bir parçasıymışım gibi hissettirdiler. Bunu hayatım boyunca unutmayacağım.

• 2014/2015 sezonundan bahsetmişken; Fenerbahçe’miz, play-off serisinde bir sezon önce forma giydigin eski takımın Maccabi’yi 3-0 ile elemişti. Seride sahada olmasan da, o mesaj niteliğindeki seri boyunca takım içindeki atmosfer nasıldı?
Fenerbahçe’deki takım arkadaşlarım, özellikle seriyi bu kadar domine ederek kazandıkları için Maccabi’yi eledikten sonra ilk kez Final Four’a kaldıklarından dolayı çok heyecanlı ve mutluydular.

• 2015-2016 sezonu bir ‘kefaret’ (redemption) yılı gibiydi. Play-off’larda Real Madrid’i 3-0 ile süpürdünüz. O maçlar sırasında Ülker Arena’daki atmosferi tarif edebilir misin?
Madrid serisindeki Ülker Spor ve Etkinlik salonunda Fenerbahçe taraftarlarının yarattığı atmosfer inanılmazdı ve bundan oyuncu grubu olarak çok etkilenmiştik. Bunun yanında bu seride harika basketbol oynadık ve seriyi tamamen kontrolümüz altında tuttuk.

• CSKA Moskova’ya karşı oynanan 2016 finali, son saniyelerdeki bazı tartışmalı hakem kararları nedeniyle birçok taraftar için hâlâ kalp kırıcı bir anı. Bir oyuncu perspektifinden bakarsan, o anlarda sahada neler hissettin?
CSKA’ya kaybetmek o gün canımızı çok fazla yakmıştı. Bir oyuncu olarak her zaman daha fazlasını yapmış olmayı dilersiniz ama bazen oyunun doğası böyledir; işler böyle yürür.

• İstanbul’da geçirdiğin süre boyunca hem Türkiye Kupası’nı hem de Türkiye Ligi şampiyonluğunu kazandın. O kadro ile taraftarlar arasındaki bağı bu kadar eşsiz kılan şey neydi?
Taraftarlar aramızdaki bağı harika bir noktaya taşıdı çünkü takımı destekleme konusunda hepsi gerçekten muazzamdı. Bu destek, bizim çok daha hırslı ve sert oynamamızı sağladı.
• Efsane baş antrenörümüz Zeljko Obradovic ile çalıştın. Ondan öğrendiğin gerek basketbol, gerekse hayat üzerine en önemli ders nedir?
Koç Zeljko Obradovic bana zihnimi ve vücudumu sürekli olarak en üst seviyede oynamaya nasıl hazırlamam gerektiğini öğretti. Özellikle ikili oyun (Pick and Roll) becerilerimi gerçekten çok geliştirdi.
• Fenerbahçe forması altında unutamadığın anlar hangileriydi?
Dürüst olmak gerekirse, hafızamda yer eden iki farklı uç nokta var. İlki, Malaga maçındaki sakatlığım… Benim için büyük bir hayal kırıklığıydı çünkü o sakatlığı yaşamasaydım Fenerbahçe’ye çok daha fazla katkı verebileceğime, takımı daha ileriye taşıyabileceğime inanıyordum.
Diğeri ise 2015/16 sezonu play-off’undaki Real Madrid serisi. O günlerdeki takım-taraftar bütünlüğü hayatımda gördüğüm en özel şeylerden biriydi. Parkeye çıktığımız her an yaşadığımız o muazzam konsantrasyonu ve taraftarımızla kurduğumuz o yıkılmaz bağı asla unutamam
• Kariyerin boyunca birçok elit oyuncuyla birlikte oynadın. Beraber oynamaktan en çok keyif aldığın takım arkadaşların kimlerdi?
Tek bir takım arkadaşımı seçemem ama Ekpe Udoh, Tyrese Rice, Bogdan Bogdanovic, Shawn James, Devin Smith ve Joe Ingles diyebilirim.

• Eğer bugün ‘Koç Ricky Hickman’, ‘Oyuncu Ricky Hickman’a antrenörlük yapsaydı; ona sahada farklı yapması gereken tek bir şey olarak ne söylerdi?
Genç Ricky’ye daha fazla ribaund almasını söylerdim.🙂
• Fenerbahçe’nin son 20 yılda bir Avrupa devine dönüşümünü nasıl değerlendiriyorsun?
Fenerbahçe basketbol organizasyonu artık Avrupa’nın dev bir gücü (powerhouse) oldu. Ve ben sadece bunun bir parçası olduğum, bu büyümenin gerçekleştiğini gördüğüm için bile çok mutluyum.
• Bugünlerde Ricky Hickman’ın hayatı nasıl geçiyor? Bize gelecek planlarından ve üzerinde çalıştığın projelerden bahsedebilir misin?
Şu an Kuzey Karolina’daki en iyi lise basketbol takımlarından birini çalıştırıyorum ve ailemle vakit geçirmekten keyif alıyorum. Basketbolla ilgilenen iki oğlum var, bu yüzden bugünlerde epey meşgulüm.
• Bu röportajımızı okuyan biz Fenerbahçe taraftarlarına özel bir mesajın var mı değerli Ricky Hickman?
Fenerbahçe taraftarına sevgilerimi gönderiyorum. Orada geçirdiğim süre boyunca, özellikle de aşil tendonu sakatlığından döndüğüm o zorlu dönemde gösterdikleri destek ve sevgi için minnettarım. Kalbimdeki yerleri her zaman ayrıdır. Beni hatırladığınız için size çok teşekkür ederim.
